29 Ekim 2013 Salı

26 Ekim 2013 Kütahya -Çavdarhisar-Gediz Aizanoi Kenti Zeus Tapınağı

 Cumartesi günü tam bir yıldır gitmek istediğimiz arkadaş ziyaretini gerçekleştirdik. Mervecim evleneli bir yıl oldu biz bir türlü bir araya gelemedik. Bu sefer güzel bir sonbaharda onu ziyaret için düştük yollara. Sabah saat 8 de başlayan yolculuğumuz durmaksızın devam ettiğinde ilk durağımız Gediz'e ulaşmış olduk. Kahvaltı sonrasında tamda o gün kurulan Gediz pazarında dolayıp Adnan Menderes Yaşam Parkında yürüyüş yapıp kahvelerimizi sodalarımızı içtik. Saat 16:00 da dönüş yolculuğumuza başladık.
Gelirken yol üzerinde Çavdarhisar'da gördüğümüz Aizanoi Kenti Zeus Tapınağına dönüş yolunda uğruyoruz. Müze kart geçerli fakat biz evde unuşmuşuz kartları kiş başı 3 tl ödeyerek gezimize başlıyoruz. Akşam güneşinin müthiş renklerinde devasa yapıyı dolaşıyoruz. İlk gördüğümüzde dışarıdan bakıp döneriz düşüncesi Tamer'in alt katı görmelisiniz uyarısı ile uçup gidiyor. Biraz korkarakta olsa aşağıya iniyorum serinlik müthiş hiç ayrılasım gelmiyor. Şöyle bir etrafını dolaşıp tanıtım broşürünü okuduktan sonra az ilerideki roma köprüsü ve borsa alanını da geziyoruz. Biz alandan ayrılırken bir gelin damat geliyor fotoğraf çektirmeye :) Yapının büyüklüğünü görmeniz için yandaki fotoğrafımı ekledim. Yolunuz üzerinde ise mutlaka görmedin gitmeyin diyorum. Tarihi bilgileri için Vikipedi kaynağına yönlendiriyorum sizi. Aizanoi







28 Ekim 2013 Pazartesi

27 Ekim 2013 Bilecik-Pazaryeri-Bozcaarmut-Küçükelmalı

Bu yıl bu kadar gezdik hadi birde doğa yürüyüşüne katılalım dedik. Dedik demesine de bundan sonra gezi ve yürüyüş kelimelerini yan yana getirip bunlar aynı şey dersem ne olayım. Doğa yürümek ne kadar zor ve ne kadar kuvvet gerektiren bir olaymış. Heveslendim herşeyi ayarladım. İy yerinden iki arkadaşımda olaya dahil oldu diğer 90 kişi ile birlikte sonbaharın güzel renkleri arasında toplamda 12 km olan benim 11 km sini yürüdüğüm müthiş bir yolculuk yaşadık. Korktuğum anlarda oldu manzaraya aşık olduğum anlarda ama durmaksızın tırmanışlarla ve özellikle daha çok korktuğum inişlerle geçen yürüyüşte kendime hiç zarar vermeden yuvamıza döndüm. Ben her zaman ki gibi kesin bi düşerim ayağımı burkarım modundaydım ama isteyince oluyormuş demekki sağ salim geldim. Gidiş yolunda minibüsün tekeri patlayınca biz biraz oyalandık sonbaharın yakıcı güneşi altında terleye terleye bir hal oldum yürürken. Akşam eve geldiğimde suratım kavruluyordu na akla hizmet ettiysem bir krem sürmediysem acıdım halime. Düşmeyelim diye yoldan kafamı kaldırdığımda gördüğüm müthiş manzaralardan birkaçı ile sizleri başbaşa bırakıyorum. Yürümesi zor gezilmesi güzel seyrine doyum olmayacak güzel yerlerdi. Bir daha gitsem araçla gider keyfime bakarım. Sonbaharın tadını çıkarmak için 15 gün içerisinde birkaç yere daha gitmek gerek fotoğraflamak için.